
Türk adının geçtiği ilk yazılı belgeler olup, bozkırın ortasında bengü (ebedi) taşlar olmak suretiyle çağlara meydan okumaktadır. Bu anıtlar, basit birer mezar taşı olmanın çok ötesinde, Türk milletinin devlet felsefesini, sarsılmaz töresini, bağımsızlık savaşlarını ve gelecek nesillere yönelik hayati öğütlerini içeren paha biçilmez birer hazinedir. Türk tarihinin ilk yazılı belgeleri olma unvanını taşıyan bu kadim ve görkemli eserler, Bilge Kağan, onun kardeşi Kül Tigin ve bilge Vezir Tonyukuk adına dikilmiştir. Milli bir alfabe olan Göktürk alfabesi ile taşa kazınan bu metinler, aynı zamanda Türkçe’nin tarihi içindeki en eski ve en zengin kaynaklardan biri olarak dilimizin köklerini aydınlatır. Anıtlar, ait oldukları dönemin sosyal, siyasi ve kültürel yapısına dair sunduğu birinci elden, aracısız bilgilerle Türk tarihinin erken dönemlerine ışık tutan en güvenilir kılavuzlardır. Ankara escort bayan

Bugünkü Moğolistan sınırları içerisinde, Orhun Nehri vadisinin kutsal kabul edilen topraklarında yer alan Orhun Yazıtları, 8. yüzyılda, Çin esaretinden kurtularak yeniden bağımsızlığını kazanan İkinci Göktürk Kağanlığı döneminde dikilmiştir. Orhun Yazıtları’nın varlığı yıllarca biliniyor olsa dahi üzerlerinde yer alan yazıların sırrı 1800’lü yılların sonlarına dek çözülememiştir. İlk başta Nikolay Yadrintsev’ce yürütülen bir keşif gezisi esnasında keşfedilmeleri dönemin bilim dünyasında büyük bir heyecana sebep olup, Türkoloji’nin temellerini atmıştır.
Yazıtların çözümünü ise büyük bir titizlikle yürüttüğü çalışmalar sonucunda Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen 1893 yılında başarmıştır. “Türk” ve “Tengri” gibi kritik önem arz eden sözcüklerin tespitiyle başlayan süreç, gerek Türk tarihine gerekse dünya tarihine oldukça mühim bir kapı aralamıştır. Bu anıtlar, sadece bir milletin köklerini değil, aynı zamanda Orta Asya’nın kadim halklarının etkileşimini de aydınlatan eşsiz belgelerdir. Onları bu denli önemli kılan temel unsur ise doğrudan doğruya Türkler tarafından, Türk diliyle ve milli Göktürk alfabesi ile yazılarak milletin ortak hafızasını taşa kazımış olmalarıdır.

Orhun Yazıtları, her biri Türk tarihinde derin izler bırakmış üç büyük devlet adamının mirasını ve sesini günümüze taşır. Bu anıtlar, onların hayatlarını, çetin mücadelelerini ve millete doğrudan seslenişlerini içerir.

Orhun Yazıtları, Türklerin ilk milli alfabesi olan, 38 harfli Göktürk alfabesi ile yazılmıştır. İnce ve kalın sesli harfler için ayrı harflere sahip olması gibi özellikleriyle Türk dilinin fonetik yapısına sıradışı uyum göstermesiyle göze çarpan bu alfabe, sağdan sola doğru yazılmaktadır. Metinlerde kullanılan dil, yalnızca bir iletişim aracı olmaktan ziyade, aynı zamanda paralellikler, aliterasyonlar ve zengin benzetmelerle bezenmiş, işlenmiş, edebi ve devlet adamına yakışır derecede vakur bir yapıya sahiptir. Bahsi geçen durum ilgili dönemde Türkler arasında hayli gelişmiş bir edebi geleneğin ve yazı dilinin varlığının kesin ispatı niteliğindedir.
Orhun Yazıtları sayesinde Türkçe’nın tarihi içindeki kadim kelime dağarcığına, dilbilgisi kurallarına ve cümle yapısına doğrudan ulaşmak mümkündür. Dolayısıyla bu yapıtlar Türk dilbiliminin başlangıç noktasını oluşturur diyebiliriz. Orhun Yazıtları kültürün, dilin ve devlet anlayışının nesiller boyu nasıl aktarıldığını gösterir nitelikte olup, Türk kimliğinin en sağlam temellerindendir.
Orhun Yazıtları: Türk Tarihinin İlk Yazılı Belgeleri
Yorum Yaz